coşkulandım. kıt olanaklarla, çim biçme makinesiyle yola çıkmak, eyalet geçmek, zion’a varmak, giderken hep gülümsemek, yine de kendini yola atanlara, yola çıkmaktan mutsuz olanlara, yeri yol olmayanlara "güzel bir sofra, başının üstünde dam, altında yastık böyle yollarda olmaktan iyidir” demek. "straight" ("düz") birkaç anlama geliyor; filmin anlatmak istediği her şeyin sembolü gibi.
1) david lynch’in göz kırpması. filmlerimin karmaşık olduğunu söylüyorsunuz, işte size düz bir hikâye. düz, hikâyenin "the" olanı.
2) gitmenin diğer adı, düz yollar.
3) aile düz olan şey. çubukların, hatta kırık çubukların birleşmesi.
bir de yaşlı, şişman kadın var. stereotip gibi. düz, onun karşıtı. güzellik merkezlerinde kendini arayan, pembe, tuhaf şeyler yeyip güneşlenen. ‘işten ben o değilim’, ‘işte izleyeceğiniz onun hikayesi değil” diyor lynch.
bir de ironi var elbette düz kelimesinde. düz bir film değil bu, her şeyden önce bir yerlerden kırılmış. ve filme adını veren straight, düz bir karakter değil. aksine, çim biçme makinesiyle eyalet geçen bir adam. karışık mı demiştiniz diyor lynch, basit mi demiştiniz? buyurunuz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder